Türkiye'ye dönmemize yaklaşık 2 ay kalmışken Avrupa'daki son zamanlarımızı, "hazır vizemiz var görebildiğimiz kadar yer görelim" düsturuyla geçirmeye karar veriyoruz ve 6 günlük Doğu Avrupa turumuz böyle başlıyor. İlk durak Slovakya'nın başkenti Bratislava... Aslında oldukça tesadüfi bir şekilde bu şehirdeyiz ama çok sevdiğimiz bir tesadüf olup çıkıyor bizim için, bu küçük başkenti pek seviyoruz!!
Seyahat planında nihai hedefimiz Prague olduğu için son aşamada oraya ulaşmak üzerine kurulu bir gezi planının ilk ayağı Ryan air'ın uçuş güzergahları sayesinde Bratislava oldu. Prague'a yakın görülesi şehirler listesinde ilk olarak aklımızda Viyana ve Budapeşte vardı. En ucuz uçuşu Ryan air'da, Viyana'ya 1 saat uzaklıkta olan Bratislava'ya bulduk. Budapeşte'yi listeden çıkardık, sonraki sayfalarda da okuyabileceğiniz gibi, Viyana-Krakow-Auschwitz-Prague güzergahını izledik...
Dediğimiz gibi Bratislava güzel bir süpriz oldu... Şehir merkezinde bir gece "
Hostel Blues" adlı hostelde kaldık, şehir adları verdikleri odalar içinden bize Jerusalem düştü, en üst katta, kendimize ait kocaman terası olan ve şehri seyredebildiğimiz harika bir odaydı! Fiyatı da oldukça uygundu, yolu düşen olursa tavsiye edilir... Fiyat uygunluğu sadece otellerle sınırlı kalmıyor bu arada, Bratislava inanılmaz ucuz bir şehir. Hele de Paris sonrası! 1 euroya büyük bira içmek, 5 euroya baya karın doyurmak mümkün. Tarihi binaların bulunduğu alan "old town" şehrin turistik merkezi, her yerini görebilmek için 3 saat yeterli bir süre. Şehrin tepesindeki kaleyi gezmek de bu süreye dahil. Fakat, şunu belirtmek lazım, kalenin içi biz gittiğimizde hala tadilat halindeydi, o ana kadar tamamlanmış olan kısmı ise fazlasıyla "yenilenmişti". Şehri ve Tuna nehrini kuşbakışı görebilmek için buraya çıkılabilir ama kaleden fazla birşey beklememek gerekiyor. Eski şehrin içi ise çok güzel yenilenmiş, bakımlı ve akşamları baya hareketli... Şehrin bazı yerlerinde (özellikle havaalanından merkeze doğru giderken) komünist döneme özgü, pratikte işlevsel ama estetikte yavan binalar da hemen gözünüze çarpıyor.
 |
| 90 öncesinden kalma olduğuna kanaat getirdiğimiz bir bina!! |
 |
| Muhteşem terasımız!! |
 |
| Dışarıda bira ucuz da olsa, dönüp terasta keyif yapmayı tercih ettik:) |
 |
| deli diyafram denemeleri!!! |
 |
| Teras manzaramızın bir kısmı da bu "ruhsuz" otel binasıydı. Baktıkça soğuk savaş dönemi gizli ajan hikayeleri kafamızda döndü durdu :) |
Odanın her şeyi iyiydi de tuvaletteki ışık açma düğmesi restorasyon sırasında gözden kaçmış gibi geldi bize :))
 |
| Evet baya sevdik bu terası!! Bu da gündüz hali :) |
Eski şehir içinde farklı sokaklarda bir anda karşınıza çıkıveren heykeller cidden orijinaldi! Duvar arkasından fotoğraf çeken paparazzi, şapka çıkaran bir komedyen, kanalizasyon çukurundan fırlamış etrafı seyreden bir işçi, banka dayanmış Napolyon kılıklı bir adam...
 |
| Tuna nehri... |
 |
| Viyana otobüsü... 1 saat içinde Viyana'dayız :) |
No comments:
Post a Comment