This started as a disordered diary of our journey to and from Paris... And continues with our other journeys. We hope to share our little memories of "going-everywhere". A city, a place or just an experience!
Bu blog Paris yolculuğumuzun ve buradan yapacağımız tüm yolculukların düzensiz bir günlüğü olarak başladı... Diğer seyahatlerimizle devam ediyor. "Her yere gidişimizin" küçük anılarını paylaşmayı umuyoruz. Bir kenti, bir mekanı ya da sadece bir deneyimi!

Thursday, May 19, 2011

Brussels

Brugge'a kadar gitmişken trenle bir saat uzaklıkta olan Brussel'i de görelim dedik... Aslında Belçika'nın başkentinden pek de hoşlanmadık, havanın yağmurlu ve baya bir soğuk olmasının da etkisi vardı tabii... Brugge gibi ortaçağdan kalma bir masal şehrinden sonra aşırı kalabalık, korna sesleri ve tarihi binaların arasında yükselen sevimsiz yeni yapılar, bir de üstüne deli rüzgar içimizi epey soğuttu! Şehri gezmek için sadece bir günümüz olduğundan daha önce internetten bulduğumuz bir "walkthrough-kenti yürüyerek gezme" haritası işimizi kolaylaştırdı. Bu haritayı şehrin en eski bira üreticilerinden Brasserie Cantillon Brouwerij'in sitesinde bulduk. Burası aynı zamanda bira müzesi... Yaklaşık 1 saatte şehirdeki belli başlı yerleri görmenizi sağlayan bu harita sınırlı zamanı olanlar için iyi bir kaynak. Siteden detaylı pdf indirmek mümkün, aşağıda eklediğimiz genel haritayı harfi harfine uyguladık.




Brugge-Brussels arası akşam belli bir saate kadar her 35 geçelerde tren var

Otelden ödünç aldığımız şemsiye hayat kurtardı, inerken trende unutunca can havliyle geri döndük, bu sefer de durağı kaçırdık!

Hayat kurtaran şemsiyeyi feda edemeyeceğimiz için Brussels-Midi durağında inip tekrar Centraal'e geri dönmemiz gerekti!!

Sinir bozucu bir durum tabii...



Rüzgar'ın gazabı!

Karl Marx Engels'le birlikte"Das Kapital"in bir bölümünü bu binada tamamlamış...

Bina günümüzde kentin en önemli meydanına bakan lüks bir restoran! Çelişkinin böylesi!!

Everard't Serclaes heykeli... Zamanında şehri Flaman'lardan kurtaran bu lordun heykelinin özelliği her geçenin elini sürmesi...


Farklı yerlerde bina duvarları çizgi roman figürlerine ayrılmış. Çizgi roman desenleri projesi adı altında belediye kentin farklı yerlerinde 30 duvarı Victor Sackville gibi Belçika'nın dünyaca ünlü çizerlerine tahsis etmiş.




Bahsettiğimiz harita, size mola yeri seçeneği de sunuyor. Önerdikleri yer "Moeder Lambic"in güleryüzlü servis elemanları, birası ve sıcak çikolatasından pek memnun kaldık...


Moeder Lambic

Madame Chapeau'ya sigara içirirken:) Madame
Chapeau -gerçek adı Amélie Van Beneden - "Bossemans et Coppenolle" adlı oyunda geçen, Brussels'in meşhur bir yerel karakteriymiş...


1. ve 2. Dünya Savaşı'nda ölen komedyenler adına yapılmış bir heykel...

Pratik ve faydalı "walkthrough" haritasını hazırlayan Brasserie Cantillon. Biz içini gezmedik çünkü Brugge'daki bira fabrikasını daha önceden gözümüze kestirmiştik, onu tercih ettik. Fabrikayı gezmeyi düşünmeyenlerin komedyen heykelinin ötesine gitmelerine pek gerek yok, zira şehrin bu bölgesinde bu fabrika dışında görmeye değer çok cazip birşey yok...


Tren garına dönmeden önce şehir meydanının yakınlarında Saint-Hubertus Royal Gallery pasajına uğradık. Özellikle çikolata dükkanlarının her biri vitrinleri ve yaydıkları kokular açısından görülmeye değerdi :)



Bu da Brussels'in Notre Dame'ı...






No comments:

Post a Comment