This started as a disordered diary of our journey to and from Paris... And continues with our other journeys. We hope to share our little memories of "going-everywhere". A city, a place or just an experience!
Bu blog Paris yolculuğumuzun ve buradan yapacağımız tüm yolculukların düzensiz bir günlüğü olarak başladı... Diğer seyahatlerimizle devam ediyor. "Her yere gidişimizin" küçük anılarını paylaşmayı umuyoruz. Bir kenti, bir mekanı ya da sadece bir deneyimi!

Saturday, May 7, 2011

Madrid manzaraları...

Prado Museum'un sağında kalan Retiro Park'taki gül bahçesi ve Yeşilçam denemelerimiz:) Şaka bir yana bu kadar gül çeşidini bir arada daha önce görmemiştik.

Parkın içindeki yapay göl... Tekne kiralamak mümkün ama Versailles sarayındaki gölü gördükten sonra pek çekici gelmiyor...
Puerta del Sol. Madrid'in tam orta noktası...Daha önce de dediğimiz gibi tarihi binaları reklam afişleriyle kapatma konusunda İstanbul'u andırıyorlar...


Plaza Mayor. Tarihi meydanın göbeğine araba standlarını dikmek yine bize yabancı bir uygulama değil!!!



Tapas barların çoğuna Taberna demişler. Bizdeki Taverna burdan mı geliyor acaba?? Öyleyse baya anlam değiştirmiş bize geçerken:)

Alışveriş konusunda da Paris'e kıyasla baya ucuz bir memleket, özellikle ayakkabılar pek uygun...





Don Kişot ve Sanço Panço. Herkes Don Kişot'a sarılırken Umut Sanço Panço'nun eşeğini tercih etti:)

Cervantes heykeli Plaza de España'da bulunuyor. Madrid'in ana caddesi Gran Via'nın sonu. Koca koca binaların arasında heykel dışında görülecek fazla birşey yok, oldukça gürültülü bol trafikli bir cadde burası...








Bir dönem dünyada anarşist hareketin en etkin olduğu ülke olan İspanya'da metrodaki küçük afişlerde de olsa anarşismin izine hala rastlamak mümkün..."Ne iş, ne işsizlik, ne kriz, ne ipotek, ne emeklilik ne de işgücü reformu...Bizim sorunumuz itaattir" diyor...








Santa María La Real de La Almudena (oyyyy)  Katedrali'nden...Bu vitraylardaki figürler daha modern olmaları itibarıyla ilgimizi çektiler...


Katedralin duvarındaki bir İsa tablosu, sanırsınız ki Edvard Munch çizmiş!!!








No comments:

Post a Comment