This started as a disordered diary of our journey to and from Paris... And continues with our other journeys. We hope to share our little memories of "going-everywhere". A city, a place or just an experience!
Bu blog Paris yolculuğumuzun ve buradan yapacağımız tüm yolculukların düzensiz bir günlüğü olarak başladı... Diğer seyahatlerimizle devam ediyor. "Her yere gidişimizin" küçük anılarını paylaşmayı umuyoruz. Bir kenti, bir mekanı ya da sadece bir deneyimi!

Thursday, May 5, 2011

Hola MADRİD :)


Ryanair'dan kişibaşı yaklaşık 14 euroya bulduğumuz bilet sayesinde Madrid yeni destinasyonumuz oldu!!! Gerçi 14 euro dediğimize bakmayın, Ryanair ödeme sırasında Mastercard prepaid kartı olmayanlara yaklaşık 20 euroluk bir ekstre de çıkarıyor. Bunun dışında uçağın kalktığı Paris Beauvois havaalanına gitmenin en pratik yolu (servis saatleri uçak saatlerine göre ayarlanmış) shuttle servislere binmek, ona da tek gidiş için kişi başı 15 euro veriyorsunuz. Ama her halükarda toplamı yine diğer uçak şirketlerine göre daha uygun oluyor...Bir diğer konu da Ryanair'in her bagaj için ekstra ücret talep etmesi, kişi başı sadece 10 kiloluk, boyutları belli, bir kabin bagajı alma hakkınız var, diğerleri ekstra. Bu kabin bagajı boyutları baya detaylı açıklanmış olduğu için bizi en çok strese sokan kısım oldu, iki sırt çantasını 10 kiloya dikkat ederek doldurduk, cetvellerle enini-boyunu ölçtük vs. Oysa oraya gidince fark ettik ki hazırladıkları bir kalıbın içine giren tüm kabin bagajları kabul ediliyordu, hatta bizimkiler sırt çantası olunca çok üstünde bile durmadılar, kilo da kontrol edilmedi, tabii bu bize de böyle denk gelmiş olabilir...


Madrid'e geç bir saatte indik... Havaalanından çıkar çıkmaz ki ilk izlenim bizi neredeyse büyüledi: tertemiz ve yepyeni bir metro!!! Paris metrosundan sonra kendimizi bir tatlı huzur içinde hissettik desek yeridir:) Bundan sonraki dört gün boyunca ana karargahımız olacak Lucero durağında Jacqueline kocaman gülümsemesiyle bizi karşıladı. Aynur'un muhteşem arkadaşı Jacqueline ve ailesinin bizi evlerinde misafir etmeyi kabul etmesi Madrid gezimizi oldukça kolaylaştırdı ve keyifli kıldı... Eve vardığımızda neredeyse geceyarısı olmasına rağmen sıcak çorbalı bir sofra bizi bekliyordu. Misafirperverliklerinin ötesinde o saatte sofra kurmaya alışık olduklarını, akşam yemeğinin İspanya'da akşam 10'dan sonra başlayan birşey olduğunu öğrendik:)
Fransızca anlaşabildiğimiz Jacqueline ve dünya tatlısı babası bizim için o gece pratik bir gezi planı çıkardılar. Babasının ikram ettiği kanyak yol yorgunluğumuza pek bir güzel geldi, böylece Madrid'deki ilk gecemizde bebekler gibi uyuduk:)




No comments:

Post a Comment